LONDON +44 (754) 122 2593

42 Harley Street W1G 9PR London, UK

İSTANBUL +90 (212) 230 9797

Tesvikiye Cad. Bayer Apt. No:63 Kat: 6, 34365 Nisantasi Istanbul

MEME BÜYÜTME AMELİYATI- SİLİKON

Göğüs büyütme için yapılan çalışmalar çok eskilere dayanır. İlk denemeler 1800'lerde karından alınan blok yağ dokuları ile yapılmıştır. Bu çalışmalar, transfer edilen yağ dokularının eriyip akmaları ve gelişen enfeksiyonlar sonucu yara dokularının oluşması ve kalıcı hasarlarla sonuçlanmıştır.

Meme dokusu arkasına yabancı madde konularak büyütülmesi fikri 1900'lerde ortaya çıkmış camdan fildişine kadar birçok madde denenmiş ama memelerin kaya gibi sert olmaları üzerine bu denemelere son verilmiştir.

Silikonun bulunması ve tıpta kullanılması 1950 yılı sonlarıdır. İlk meme protezi İvalon denilen polivynilden imal bir süngerdi. Bu madde dokularda zararlı olmamasına rağmen vücudun tepki vererek yara dokusu yapması üzerine gene kaya gibi sert memeler elde edildi ve bu protezde kısa sürede kullanımdan kalktı.

1962 senesinde ilk modern implant prototipi piyasaya sürüldü ve müthiş ilgi gördü. İlk protezi tasarlayan ve uygulayan doktorun kısa sürede nasıl zengin olduğu hatta evine meme şeklinde yüzme havuzu yaptırdığını anlatan bir film bile yapıldı.

Meme büyütme ameliyatları günümüzde en sık yapılan estetik girişimlerden biridir ve genellikle implant kullanılarak gerçekleştirilir. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda implantlara alternatif olarak dolgu malzemelerinin de kullanılabilirliği öne sürülmüştür.

Dolgu malzemesi olarak, laboratuarda yapılmış yani hiyalüronik asit türevi veya otolog yani kendi yağından alıp bu yağları kök hücreden zenginleştirilmiş şekilde kullanmak mümkün olabilir.

Protezler sağlığa zarar verir mi?

Vücudun içine estetik amaç için bir yabancı cisim konma fikri, protezlerin 50 senedir milyonlarca kadında kullanılmasına rağmen, insanlara hep korkutucu gelmiştir.

1990 senelerinde ABD'de avukatların sorgulaması ve eldeki bilimsel verinin yeterli olmaması üzerine çıkan tartışmalara basının da katılması ile büyük bir karmaşa yaşanmıştır.

İçi silikon jel dolu meme protezlere yöneltilen iki ana suçlama, bu implantların meme kanserine ve uzun vadede eklem ve kas romatizması gibi otoimmün hastalıklara yol açabilecekleri idi. Yine aynı dönemde açılan davalar sonucu, hukuk ve tıbbın farklı olarak neticeye gitmeleri gerektiği ortaya çıkınca, FDA nın bu implantları estetik amaçlı kullanmayı yasaklaması (ama nedense kanser rekonstrüksiyonu için serbest bırakması) bütün dünyada kadınlar arasında silikon hastalığı olarak adlandırabileceğimiz korku ve paniğe yol açtı. Bir çok kadın boş yere ameliyat olarak protezlerini çıkarttırdılar.

Bütün dünya içi su dolu saline filled protezler kullanmaya başladı. Su, sert elastikiyeti olmayan bir malzeme olduğu için bu protezlerin adale arkasına konması gerekli idi ki bu da hastaya ameliyattan sonra 2-3 gün şiddetli ağrı olarak yansıyordu.

Bu protezlerin en büyük dezavantajı dışarıya su sızdırmaları sonucu volüm kaybetmeleri, avantajı ise içeride şişirilebildikleri için küçük deliklerden yerleştirilebilmeleri idi. Göbek deliğinden protez koyma gibi fantastik fikirler bu protezlerle ortaya çıkmıştır.

Bu arada devam eden çalışmalar, jel silikon dolu protezlerin otoimmün hastalık yapmadığını ortaya çıkardı, böylece jel protezler kendilerine yöneltilen iki suçlamanın birinden aklanmış oldular. Kanser yapar suçlamasından kurtulmaları ise daha uzun sürdü. Yapılan binlerce çalışma arasında en kapsamlı ve geniş olanı Alberta araştırması idi. Alberta da ortaya çıkan sonuca göre normal deneme gurubuna göre protez takılmış hastalarda kanser görülme oranı daha düşük çıktı. Meme protezi kanseri önler diyemeyeceğimiz için bu sonuçtan kanser oluşma oranını arttırmaz demek daha doğru olur.

Protezlerin kullanma süresi var mıdır?

Artık salinfild protezler hemen hemen hiç kullanılmıyor. Bugün kullanılan jel protezlerin akıcılığı(koheziviteleri) azaltılarak daha emniyetli hale getirildiler.

Yeni geliştirilen protezlerin, eski protezler gibi 10 senede bir değiştirilmeleri gerekmiyor, ömür boyu kullanılabilirler. Ama tabi bu bahsettiğimiz iyi, bilinen, FDA onaylı ve belli testlerden geçmiş markalar.

Protez konulmuş anneler süt verebilir mi, bebeğe silikon gider mi giderse ne olur?

Biberonla beslenen bebeklere silikon geçme riski anne sütü ile beslenenlere göre 5 kat daha fazla.

Anne sütünde de silikona rastlanmış ancak tüm bu datalara göre geçen bu kadar az miktardaki silikon bebeğe zararlı değil.

Meme protezi ameliyatından önce önemli olan hastayla konuşmak, hastanın isteklerini ortaya koymasını sağlamaktır. Bizim yapabileceğimizin naturellik açısından gayet iyi anlatılması lazımdır, çünkü göğüs kafesi iki yana çok açılan hastalarda büyük protez koyduğunuz zaman biri sağa biri sola bakan estetik olarak hiç güzel olmayan neticeler ortaya çıkabilir.

Protez koymanın üç farklı şekli vardır. Bir koltuk altından konulabilinir, bir meme başından konulabilinir, bir de memenin alt çizgisinin yarım santim üstünden konulabilinir.

Genelde protezlerin koyulma yeri bizim de tercih ettiğimiz meme altıdır. 3-4 santimetrelik bir kesi ile protez buradan direk konulacak alan kontrol edilerek yerleştirilebiliyor. Çok daha temiz kanamasız bir ameliyat sahası elde edilebiliyor ve 3-4 ay sonra hakikaten belli olmayacak yara iziyle bu işi halledebiliyoruz.

Koltuk altından konulan protezlerde bazı bölgelerdeki kanama kontrolü ve bazı bölgelerdeki protezin konulacağı alanın açılmasında zorluklar var. Biraz körlemesine yapılan bir ameliyat. Bunun avantajı meme üstünde yarı izi bırakmaması, dezavantajı da şekil bozukluklarının diğer giriş yerlerine göre çok daha fazla olması. Meme başı, eğer meme başı çok büyükse kullanılabilen bir yöntem, çünkü içi dolu protezlerin küçük bir meme başından içeriye girme şansları çok fazla kalmadı.

Protezlerin konulacağı yer hakkında da epey bir tartışmalar var idi, adale önü, adale arkası, dual plan ,faysalar arası.

Artık protezler jel ve de meme kıvamında oldukları için adalenin arkasına saklanma ihtiyaçları kalmadı, bu sebeple de protezleri adalenin önüne iki fasya arasına koymayı tercih ediyoruz.

Üst kısımlarının eğer ki daha da doğal olması isteniyorsa dualplan denilen yani adalenin üst kısmının kesilerek protezin üst kısmının adale altında, alt kısmının da açıkta olduğu bir yöntem var.

Ama ben yeterli doğallıkla netice aldığımı düşündüğüm için adaleyi ekstra kesmenin, adaleye zarar vermenin çok faydası olduğuna inanmıyorum, onun için kullanmıyorum ama kullananlar ve çok iyi netice alanlar var.

Böyle bir ameliyat genel anestezi altında yapılır. Ameliyattan sonra belli bir dönem antibiyotik kullanılması gerekir. Hastanede gece kalmak gerekmiyor.

Hastalara ilk bir hafta non-stop olmak üzere özel bir sütyen veya burayı destekleyecek özel bir atlet giydiriyoruz.

İkinci haftadan itibaren hastalara özel bir masaj ve memelerinin üstüne yatmalarını tavsiye ediyoruz. Masaj doğru yapıldığı zaman bu ameliyatlarda özel bir ağrı olmadığı için bir hafta sonra hastalar normal hayatlarına dönebiliyorlar.